MetropolitMesaji

  • Kâhin Melkisedek

     Kâhin Melkisedek kimdir?

    Melkisedek, kelime anlamı: doğruluk ya da adalet kralı demektir (MALKÖ D’ZADİKUTHO. Kelime kendisi, İbrani dili yokken Aramiceden geldiğini bilmek lazım; şalem ya da Şlomonun sebebi, İbrahim’i kavgasından sonra takdis etmesi ve bununla onun yüreğine huzur duygularını yeşertmesidir. Asıl anlamı: Barış Kralı, Melkisedek İsa’yı simgeleyen kutsal bir ata olduğu içindir. Zira Melkisedek, gizemli bir şekilde, kendisine bilinmeyen bir vizyonla ve bir ilhamla; Yeni Antlaşmadaki Sununun muhteviyatı olan ekmek ve şarabı esenlik sunusu olarak sunmasıdır. Bu fiiliyatın gerçekleştiği dönemde Melkisedek’le, İbranilerin atası İbrahim’in buluşması ve yüz yıllar sonra bu buluşma olayını Rab, Sina Dağında Musa aracılığıyla yazılı belge olarak kayda geçmesinin ehemmiyetini sağlaması tesadüf bir olay değildir. Öyle ya, İbrahim’in Torunu İsa’ya işaret eden öğeler, artık ileriki çağlarda kendi bedenini, kendi kanını ekmek ve şarap maddesi altında yaşam gıdası olarak verileceğine işaret ediyordu. İbrahim kendisi şeriat adamı değildi, o vaatler adamıydı, dolaysıyla İbrahim ilkin Kıddas alması ve bununla takdis edilmesi gerekiyordu o nedenle Melkisedek’in takdimesine iştirak etti. Ayrıca Rab, Melkisedek aracılığıyla; Yeni Antlaşmanın üstünlüğüne işaret ediyordu. Binaenaleyh, Melkisedek üstlendiği karakteristik gizemle Allah’ın kelamı İsa’nın doğumu sırasında, gökten inen meleklerin övgüsüyle Tanrı'yı överek: ‘En yücelerde Tanrı'ya övgüler olsun, yeryüzünde O'nun hoşnut kaldığı insanlara ESENLİK olsun’ demeleriyle, Doğumunun başında Onun ESENLİK KRALI olduğunu ima ediyordu (Luka 2:13). Melkisedek hakkında, tüm Kutsal Kitapta yaklaşık olarak beş altı yerde kayıt-veri bulunmaktadır.

    VERİLER VE İÇİÇE YAPILAN KISA AÇIKLAMALAR:

    Eski Antlaşmada, Melkisedek Abram'ı kutsuyor, Abram Kardalômer'le onu destekleyen kralları bozguna uğratıp dönünce, Sodom Kralı onu karşılamak için Kral Vadisi olan Şove Vadisi'ne gitti. Yüce Tanrı'nın kâhini olan Şalem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi. Abram'ı kutsayarak şöyle dedi: Yeri göğü yaratan yüce Tanrı Abram'ı kutsasın, düşmanlarını onun eline teslim eden yüce Tanrı'ya övgüler olsun. Bunun üzerine Abram her şeyin ondalığını Melkisedek'e verdi -şuracıktan anlaşılıyor ki, Melkisedek soylu bir ailenin mensubudur- ki kazancın yüzdesinin onda birini kendine almıştır. Sodom Kralı Abram'a: adamlarımı bana ver, mallar sana kalsın, dedi. Abram, Sodom Kralı'na, yeri göğü yaratan yüce Tanrı Rabbin önünde derim ki sana ait hiçbir şeyi bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim; diye karşılık verdi, Öyle ki, Abram'ı ben zengin ettim demeyesin. Yalnız, adamlarımın yedikleri bunun dışında. Bir de beni destekleyen Onir, Eşkol ve Mamre paylarına düşeni alsınlar’ (Yaradılış 14:17). Buraya kadar İbrahim’in kavgası ve Melkisedek’le buluşma bilgisidir.

    MEZMUR:

    ‘Rab Efendime (Rabbime): ‘Düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek Sağımda otur, diyor. Rab, Siondan uzatacak kudret asanı, düşmanlarının ortasında egemenlik sür! …Rab ant içti, kararından dönmez: Melkisedek düzeni uyarınca sonsuza dek kâhinsin sen’ dedi (Mezmur 110). Davut’un bu sözünden şunu anlamak doğru olur: peygamberlikte, bedenleşen Kelam, Kelamın şahsında insan bedeninin yüceltilmesinden söz ediliyor. Zira Kelam, yalın haliyle yüceltilmediği bir dönem ya da bir zaman hiç olmamıştı. Böylece Rab Rabbime: tüm düşmanlarını ayaklarının altına serinceye dek sağımda otur demesi, dünyanın sonuna kadar ima edilmiş bir ifade, dolaysıyla son günde İsa’ya olduğu gibi bedenleşmiş haliyle yani tam insan tam Allah olarak kabul etmeyenlerin mahkûmiyeti anlaşılmalıdır o ayakları altına serilecek olanlar.

    YENİ ANTLAŞMA:

    “Melkisedek düzeni uyarınca Sen sonsuza dek Kâhinsin’ …Öyle ki, önümüze konan umuda tutunmak için Tanrı'ya sığınan bizler, Tanrı'nın yalan söylemesi olanaksız olan bu iki değişmez şey aracılığıyla büyük cesaret bulalım. Canlarımız için gemi demiri gibi sağlam ve güvenilir olan bu umut, perdenin arkasındaki iç bölmeye geçer. Melkisedek düzeni uyarınca sonsuza dek Başkâhin olan İsa, -kilisenin kâhinlik sisteminin Başı- oraya uğrumuza öncü olarak girdi’ …‘Bu Melkisedek, Şalem (Şlomo) Kralı dolaysıyla yüce Tanrı'nın de kâhiniydi. Kralları bozguna uğratmaktan dönen İbrahim'i karşılamış ve onu kutsamıştı. İbrahim de ona her şeyin ondalığını verdi. -Gerçek Hıristiyanların, Esenlik Kralı olan İsa’ya iyi işlerinin ondalığını ödeme mükellefiyetini simgeler- Melkisedek, adının anlamına gelince: önce Doğruluk Kralıdır; sonra da Şalem Kralı, yani Esenlik veya huzur Kralıdır. Babasız, annesizdir; soyağacı yoktur ya da yazılmamıştır. Ne günlerinin başlangıcı, ne yaşamının sonu vardır, kaydedilmedi. (Geçen cümleyi şöyle anlamak lazım: Melkisedek’in annesinin ve babasının kaydedilmemesinin tek sebebi; Rab İsa’ya yegâne örnek olsun diye kaydedilmemiştir. Oysaki bu dünyaya gelip de, Âdem ve Havva dışında, aynı zamanda babasız olarak doğmuş olan İsa haricinde, annesiz ve babasız hiçbir insan yoktur; buna Melkisedek de dâhildir. Melkisedek’i hayal ya da bir nevi ruh sanan ve düşünenlerin düşüncelerine katılmıyoruz! Benzersiz varlıklar (insanlar), sadece üç kişidir: biri Âdem, diğeri Havva öbürü ise İsa’dır. Melkisedek, Tanrı'nın Oğlu gibi sonsuza dek kâhin kalacaktır, işte Melkisedek kavrayış misyonunda, İsa gibi rumuzla ebediyette yanılgı payı, sıfır teyit belgesi olarak kalacaktır. Kitaptaki simgesel değerler, Melkisedek’i annesiz-babasız etmiyor sadece yazmıyor! Kutsal Kitabın bazı anlatımları temsili işaret içindir. …Ata İbrahim'in ganimetten ondalık verdiği bu adam ne kadar büyüktür! Levi oğullarından olup kâhinlik görevini üstlenenlere Yasa (şeriat) uyarınca halktan, yani İbrahim'in soyundan oldukları için, kardeşlerinden ondalık almaları buyrulmuştur (yasal sayılmıştır). Melkisedek ise Levi’li kâhinlerin soyundan olmadığı halde, vaatleri alan İbrahim'den ondalık kabul etmiş ve onu kutsamıştır. Kuşkusuz, kutsayan kutsanandan üstündür, (Melkisedek’in diri örneğini ve sahip olduğu simgeyle Yeni Antlaşmanın üstün kutsallığını kastediyor). Birinde ölümlü insanlar ondalık alıyor, yani Levi Kuşağı, ötekinde yaşadığına tanıklık edilen biri alıyor yani Melkisedek. Ondalık alan Levi bile İbrahim aracılığıyla-örneğinde ondalık vermiş denebilir, çünkü Melkisedek İbrahim'i karşıladığı zaman, Levi hâlâ atasının bedenindeydi-yoktu yani Musa’nın şeriat düzeni henüz kurulmamıştı bile, ama kurulacak olan düzene temel oluşturuyordu.

    Yeni Kâhinlik Düzeni:

    ‘Eğer Levililerin kâhinliği aracılığıyla yetkinliğe erişilebilseydi -nitekim Yasa bu kâhinliği öngörerek halka verildi- Harun düzenine göre değil de, Melkisedek düzenine göre başka bir kâhinin gelmesinden söz etmeye ne gerek kalırdı? (Başkâhin İsa). Çünkü kâhinlik değişince, Yasa da zorunlu olarak değişir-olgunlaşır. Kendisinden böyle söz edilen kişi, başka bir oymaktandır. Bu oymaktan hiç kimse sunakta hizmet etmemiştir. Rabbimizin Yahuda kuşağından geldiği açıktır. Davut kendisi olgun biri değildi, o sadece kral ve peygamberdi. Yerini dolduracak olan Torunu İsa, hem Krallar Kralı, hem Peygamber hem de Baş kâhindi ve kusursuzdu. Musa bu oymaktan söz ederken kâhinlere ilişkin bir şey söylemedi. Melkisedek benzeri başka bir kâhin ortaya çıktığından (İsa), bu söylediğimiz artık daha da açıktır. O, Yasa'nın soyla ilgili önkoşuluna göre değil, yok edilemez yeni bir yaşamın gücüne göre kâhin olmuştur. Çünkü Melkisedek düzeni uyarınca: Sen sonsuza dek kâhinsin diye tanıklık ediliyor. Önceki buyruk, zayıflığı ve yetersizliği nedeniyle geçersiz kılındı-uygulamanın dışına alındı. Çünkü Yasa hiçbir şeyi yetkinleştiremedi, bunun yerine, aracılığıyla Tanrı'ya yaklaştığımız daha sağlam bir umut verildi. Bu da yeminsiz olmadı. Öbürleri ant içilmeden kâhin olmuşlardı, ama O, kendisine Rab ant içti, kararından dönmez, Sen sonsuza dek kâhinsin; diyen Tanrı'nın andıyla kâhin oldu. Böylece İsa daha iyi bir antlaşmanın kefili olmuştur. Önceki düzende çok sayıda kâhin görev aldı. Çünkü ölüm, görevlerini sürdürmelerini engelliyordu-insan ölümcüldür. Ama İsa sonsuza dek yaşadığı için Kâhinliği ya da Baş Kâhinliği süreklidir. Bu nedenle O'nun aracılığıyla Tanrı'ya yaklaşanları tümüyle kurtaracak güçtedir. Çünkü onlara aracılık etmek için hep yaşamaktadır’. …Baş Kâhinimiz, kutsal, suçsuz, lekesiz, günahkârlardan ayrılmış, göklerden daha yücelere çıkarılmış bir Baş Kâhinimiz olması uygundur. O, öbür Baş Kâhinler gibi her gün önce kendi günahları için, sonra da halkın günahları uğruna kurbanlar sunmak zorunda değil. Çünkü kendini sunmakla bunu ilk ve son kez yaptı-sonsuzluk sunusu. Yasa, zaafları  -yetersizliği- olan insanları başkâhin atamaktadır. Ama Yasa'dan sonra gelen ant sözü: sonsuza dek yetkin kılınmış olan Oğul'u Baş Kâhin atamıştır’ (İbraniler 5, 6 ve 7. Bölümleri).

     

    Ğriğoriyos Melki Ürek

    Metropolit

    01.03.2021

     

     

    « Tümü

Copyright ® 2014 Adıyaman Süryani Kadim Metropolitliği

Bu sitede kullanılan yazılı ya da görsel dökümanlar izinsiz kullanılamaz.

+90 (416) 213 36 73

Tüm yenilik ve gelişmelerimizden e-posta adresinizi bizimle paylaşarak ilk siz haberdar olabilirsiniz.