MetropolitMesaji

  • Doğum Bayramı Mesajı

     

    Onun yüceliğini gördük, Baba’dan gelen, lütuf ve gerçekle dolu Biricik Oğul’un Tanrılığını gördük. İsa’nın doğumuyla ilk kez Allah, aracısız Biricik Oğlunun dünyadaki varlığıyla insanlarla yapılması beklenilen yeni antlaşmasını yapmıştır.

     

    Antik antlaşmalarda Allah, sebatlı kişileri kullandı. Bu kişiler zamanlarındaki insanların yaşadıkları yaşayış ortamında yaşardı. Yaşamasına yaşıyordu ama günah için yaşamıyorlardı. Bunlar başlıca: Habil, Şit, Hanok, Nuh, İbrahim ve Lut’tur. Bu kişilerin döneminde Tanrı, insandan sadece yüreğinin adalete kaymasını ve aşırı suç vakalarından uzak ve mesafeli kalmasını isterdi. Hemen burada söylemek gerekiyorsa dünya kamu yoklamasında seçkin olanların sayısı, binde hatta milyonda bir değildi. Sanki üzüm üzüme bakarak kararır kaidesiyle, suç ortağı arayan arayana idi.

     

    Demek ki, o ilkel insanlar; çamurda yuvarlanan hayvan nasılsa, onlar da öylece günah batağında tatmin oluyordu. Nuh geldi, dünyayı suyla yıkadı, yani vaftiz etti. Lut geldi Sodom ve Gomorrayı ateşle steril etti. Fakat bu tedipler suç önlemesinde çevreye ibret olamadı. Çünkü insan soyu asi bir soydur. İçinde bulunduğumuz asrımızın insanı, önceki kuşaklardan çok mu daha farklı ya da tövbekâr? Hiç sanmıyoruz. Hali hazırda gördüğümüz kadarıyla ne geçmiş afetler ne şimdiki yarattığımız acımasız suni sindirici savaşlar, bize hiçbir şekilde ibret olamıyor. Yer yer savaş gümbürtüsü, kötülük işçilerin ayak sesleri, zorbalık ve diğer haksızlıklar. Tüm bunların Tanrı önünde suçsuz ve akıbetsiz kalacaklarını mı sanıyoruz? Binaenaleyh zamanımızda da suç arayışları, bireylerin arayışlarından çok bazen toplumsal sürüklenmeler, bazen de ittifakla ulusların suç arayışları bunu göstermiyor mu? İster bireysel olsun ister ittifakçı uluslar olsun, hiç bir insan başka bir insana tehdit unsuru olmamalı. Bu suni kaygı ve şüpheler insanda nereden doğuyor? Bu olsa olsa iblisten doğar. Suriye ya da savaşa girmiş olan başka bir ülke, karşılarındaki ulusların hangisine tehdit unsuruydu? Tehdit unsuru değil idiyseler, o halde neden savaşa sürüklensinler.

     

    İnsan içindeki bu güvensizlik neden bir diken gibi alınıp dışarı atılmıyor? İnsanları ve ülkeleri günah keçisini yapıp onlara saldırmak; bununla, nokta hedef değil, kitleleri hedef almak suretiyle onlara kıyım yapılmaktadır. İnsan, bir kişinin bile cinayetinden sorumlu olurken, kitlelerin kıyımından ne kadar ziyadesiyle sorumlu olacaktır. Dünyanın kötü huyu ve sarhoşluğu karşısında din, Tanrı sesinin borazanıdır. İnsaf ve şefkatin bittiği yerde, Tanrı bu borazandan kıyımcıların kulağına haykırır. Onlara barbarlıklarını anımsatır. Ulusların kanun ve yasaları raflara sığmaz, onca büyük kanun ciltlerine sahip olmalarına rağmen, suç potansiyellerinin (işlediklerinin) daha fazla olduğunu görüyoruz.
    Bu nedenledir ki, Suriye gibi yerlerde zorbalık, hırs, yıkım ve haksız işgaller söz konusudur. Yukarıda adları geçen kutsal ve adil insanlar; katil Kayin gibi bireysel skandallara, Nuh kuşağı gibi evrensel kirlenmeye, sodom ve Gomoradaki mahallî murdarlaşma vakalarındaki gibi suçlara bulaşmadı. Onlar da bizim gibi etkilenen kimselerdi, tadına doyamadığımız ihtiras ve şehvet arzusu onlarda da mevcuttu, ama onlar buna yanaşmadı. İlham, peygamberlik ve tüm esinleme insanlara yönlendirici etken olarak geldi. Ancak cehalet dönemlerinde insanlar gerçeğe ulaşmadan, yanlış inanış oluşumlara yöneldi kabukları da sertleşti. Antik dönemlerde ortaya çıkan masum ataları saymaya kalkarsanız, iki elin parmak sayısı kadardır. Ama onlar dünyanın tuzuydu, dünyanın kokusu onlarda düzelirdi. Sırasıyla Tanrı ilk resmi Antlaşmayı kulu Musa aracılığıyla insanların barbarlığını törpülemek, onları yetiştirmek ve vahşeti sınırlamak için yapmış. Ama ne kâr? Çirkefliğe alışmış halk, çölde geçen süre içinde hiç de iç açıcı bir hatıra bırakmadı, onlar Tanrı’ya acı çektirdi. Özgürlük ve miras için çıkarılanlar Tanrı Hükümdarlığına yabancı kaldı, çünkü arzuladılar. Neyi arzuladılar? Kötülüğe eğilimi arzuladılar!

     

    Değerli kardeşlerim, iki bin yıla aşkın süreyle Tanrı, o halka özel önem vermiş, ona rehberlik etmiş, düzelir diye ama o gittikçe bataklığa itilmiş. Dikilip kalkacağı yerde daha da çökmüş. Tanrı Musa aracılığıyla yasayı yani şeriatı vermiş. Yasa, insanı velayetinde yetiştirmiş. Ama ne zaman ki mülk sahibi Mesih İsa geldiyse, o zaman velayet altındaki insanı aldı onu iki etkene teslim etti: birincisi lütuf, ikincisi gerçek ve doğruluktur. Bu iki etken şemsiyesi altında yürüyen herkes Tanrı’nın Evladı olma yetkisine sahiptir. İsa dünyaya geldi; öyle ki tutsaklar, günah tutsakları özgür olsun. İsa dünyaya geldi; öyle ki insanın tinsel coşkusu çoğalsın. İsa dünyaya geldi; öyle ki insana yeni yaşamı bağışlasın. İsa dünyaya geldi; öyle ki ölümün karanlık gölgesindekiler ilahi ışık görsünler. İsa dünyaya geldi; öyle ki kadın cinsine hak ettiği değeri versin. İsa dünyaya geldi; öyle ki yitirdiğimiz kutsallığı bize geri versin. İsa dünyaya geldi; öyle ki insanda hoşgörüyü, sevgiyi, imanı ve umudu pekiştirsin. İsa dünyaya geldi; öyle ki yorgunların omzundan ağır günah yükünü hafifletsin. İsa dünyaya geldi; öyle ki organizmamızdaki eksikleri onarsın. İsa dünyaya geldi; öyle ki insanlara barışçıl olmalarını öğretsin. Çünkü İsa insanlara şunu söylüyor: 'Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, Ben size rahat veririm. Boyunduruğumu yüklenin, benden öğrenin. Çünkü Ben yumuşak huylu, alçakgönüllüyüm. Böylece canlarınız rahata kavuşur. Boyunduruğumu taşımak kolay, yüküm hafiftir.' (Mat. 11:28)

     

    2013 yılında kutladığımız bu Bayramda, başta kaçırılan metropolitlerimiz, diğer ruhaniler ve masum Hıristiyan kardeşlerimizin en yakın zamanda özgürlüklerine sağlıklı biçimde kavuşmaları tek arzumuzdur. Rab merhametsiz ve şefkatsiz yüreklerden nefret eder. Art niyete ve dine dayalı düşüncelerle Ortadoğu’daki Hıristiyan varlığımıza verilen zararın kabul edilir bir tarafı yoktur. Allahın adaleti her çeşit zülüm işleyenlere karşı olacaktır. Kimse kendi kendini aldatmasın. Bu Bayram, sevgili Abraşiyemize, dünyadaki tüm Hıristiyan kardeşlerimize huzurlu, mutlu ve tıka basa basılmış iyiliklerle kutlu bir bayram olmasını diliyoruz. Ülkemiz İlimizin insanına, huzur, başarı ve verimli bir yıl bağışlasın. 2014 Yeni Yılda dünya vatandaşlarının tümüne barış ve dostluk yılı diliyoruz.

                                                                                                                     25 Aralık 2013 Çarşamba Günü
                                                                                                                                     Mesih İsa’nın Doğumu
                                                                                                                                            Konuşma Metni
                                                                                                                                              Metropolit
                                                                                                                                                 Adıyaman
     

    « Tümü

Copyright ® 2014 Adıyaman Süryani Kadim Metropolitliği

Bu sitede kullanılan yazılı ya da görsel dökümanlar izinsiz kullanılamaz.

+90 (416) 213 36 73

Tüm yenilik ve gelişmelerimizden e-posta adresinizi bizimle paylaşarak ilk siz haberdar olabilirsiniz.