MetropolitMesaji

  • Mesih İsa'nın Doğum Bayramı Vaazı - 25 Aralık 2019

     

    Kuşkusuz yaratıcımızın bizler için mutlak şartları bulunmaktadır: ‘Göksel Babanın isteğini yerine getirmek’ gibi perspektifler! Rab Allah, Kelamına ve Kutsal Ruhuna yaratıcılık hususunda projesini şöyle takdim etti, takdim ettikten sonra, kulu Musa’nın tamamen bilgisiz kalmaması uğruna ilahi bir vizyonla önemini vurgulayarak Kutsal Üçlüğün varlığı hakkında şöyle atıfta bulundu: ‘Kendi suretimizde, kendimize benzer İNSAN yaratalım, dedi. Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun. Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, onu Tanrının benzerinde yarattı. Onları erkek ve dişi olarak var etti. Onları kutsadı, verimli olun, çoğalın, dedi. Yeryüzünü doldurun onu denetiminize alın, denizdeki balıklara, gökteki kuşlara; yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun. İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak. Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum ve öyle oldu. Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü’ (Yaratılış 1:26-31). Öyleyse, mademki Tanrının gözünde her şey iyi ve güzel yaratıldı, o halde kötü gibi görünen her şey insandan kaynaklanıyor. İsyanımıza rağmen, Rab Tanrının suretinde yaratılan insan, Onun gözünde lütuf buldu. Yukarıda görüldüğü gibi, Rab insana ürünü bollaştırılmış bir dünyayı teslim etti. Büyük yetki: ‘dünyaya egemen olmak!’ Yaratılıştaki ince detay, ‘suretimizde’ derken bin yıllar sonra dönüşümlü olarak çirkefleşen suret, evet Allah'ın sureti, yani insan. İdrak edilmeyen girişimiyle Kendine benzeyen erkek aracılığıyla Oğulun bayındırlaşmasını reddetti. İlle velakin insan soyunun zarafetini kendinde barındıran bir kadın eliyle, Hanım Efendimiz Meryemana aracılığıyla; önce arındırdı sonra istedi diye tahkim etti ve barışı tesis etti. Konuyu başka yöne çekecek olursak, gözümüzdeki iğrenç bir timsahı düşünün. Ne malum, timsah kendi türünde, toprağın insan yüzünden lanetlenmeden önceki vaziyeti, hilkat içinde ne denli barışçıl bir sürüngen olmasın? Lanet dedik, lanet insan soyunun eseridir, onu beraberimizde bu gezegenimize biz taşıdık. Lakin lanet denen menet şey, üstümüzde ilelebet kalacak hali yoktu. Rab dünyanın günahını tufanla vurdu. Çok geçmeden hemen o gün bizimle bir Antlaşma yaptı: ‘Tanrı Nuh'a ve oğullarına şöyle dedi: sizinle ve gelecek kuşaklarınızla, sizinle birlikteki bütün canlılarla -kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, gemiden çıkan bütün hayvanlarla- antlaşmamı sürdürmek istiyorum. Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim. Bir daha tufanla, bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak. Tanrı konuşmasını şöyle sürdürdü: Sizinle ve bütün canlılarla, kuşaklar boyu sonsuza -genel diriliş gününe- dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak: Gök kuşağını bulutlara yerleştireceğim, o yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak. Ne zaman yeryüzüne bulut göndersem, gök kuşağı ne zaman bulutların arasında görünse, sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: bir daha canlıları yok edecek bir tufan olmayacak. Ne vakit gök kuşağı bulutlarda görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli antlaşmayı anımsayacağım’ (Yaratılış 9:6-16). Rab, kastettiği: ‘bir daha tufan olmayacak’ antlaşmasıyla, Kilisenin meşru tek vaftizini onaylamış oluyor. Ama soyumuzdaki kalıtımsal günah uzantısı, Nuh’tan sonra da dünyada devam ediyor, çünkü herkes ölümlü Âdem’in neslidir. Binaenaleyh, Kadın aracılığıyla ve doğurduğu biricik Oğulun doğumuyla, mevcut lanete ve günaha; dur dedi. Kadın, başardığı bu formül, şiddete dayalı yürüttüğü barbarca savaşlarla değil, hele hele silah zoruyla hiç değil. O, alçakgönüllülüğüyle ayrışan insan-Tanrı yollarını, oldubitti insanla seyrüsefer halindeki düşmanlığı ortadan kaldırarak birleştirmiştir. Büyük konuşmak gerekiyorsa soyumuz için, zırh kuşanmış hiçbir kral, bunu becerememiş olmasıyla birlikte Rab bir göndermeyle: ‘kurtuluşun yalnızca sıradan kişiliğinle mümkün olacak’ mührünü basmıştır. İşte, krallar bile sıradan olma hükmünün altında oldukları ilkesi, akıllarının bir köşesinde kayıtlı kalsın: ‘Ne var ki, Manaşşe sıkıntısında Tanrısı Rabbe yakardı, atalarının Tanrısı önünde son derece alçakgönüllü davrandı. Rabbe yalvarınca Rab yakarışını, duasını duydu ve onu yine Kudüs’e, krallığına geri getirdi’ (II. Tarihler 33:12-). İsa, sıradan olmanın amacı için ise; çevresindekilere: ‘ruhta yoksul olanlara ne mutlu, çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır.Yumuşak huylu olanlara Ne mutlu, Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar’ dedi (Matta 5:1). İnsanlık tarihinde, sıradan yapısıyla Meryem, yere ve göğe sığmayan olağan üstü bir Kişiye ev sahipliği yapmıştır. Başka bir değişle söylemek gerekiyorsa, damlı dört duvarlı evinde değil; öz be öz bedeninde taşıdığı, barındırdığı Zat, Allah’ın Oğluydu, şöyle ki bedeni bedenimizle, canı canımızla bütünleşsin; filvaki yoksullaşan insanlık Onun doluluğundan zenginleşsin istedi. Bu serüvende, paylaşımcı Tanrı, kardeşler arasından yeni yaratılışta ilk Kardeş olmayı hedeflemiştir. Peygamberlikte ‘Rab, Ahaz’a yine seslendi: Tanrın Rabden bir işaret iste, ölüler diyarı kadar derin; gökler kadar yüksek olsun. Ama Ahaz, Rabbe: hayır istemem, Rabbi sınamam; dedi. Bunun üzerine İsa’nın Yüce Doğumundan yedi yüz küsur yıl önce Yeşaya: ‘dinleyin, ey Davut'un torunları, dedi. İnsanların sabrını taşırmanız yetmezmiş gibi şimdi de Tanrımın sabrını mı taşırıyorsunuz? Bundan ötürü Rabbin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını Emanuel koyacak. Çocuk kötüyü reddedip iyiyi seçecek yaşa gelince, tereyağı ve bal yiyecek’ (Yeşaya 7:10-15). İnsanları tereyağı gibi iyileştirecek, onlara diri sözü de bal gibi verecekti. Peygamberliğin hazırladığı alt yapıda gezegenimize İlahi ziyaretin gerçekleşmesi şöyle oldu: Rab bir Bayandan doğdu, öyle ki çocukları kutsalca yetiştirsin; bu yetiştirmede, gençlerin dikkatini toplamak, yüzlerini aldatıcı dünyanın faniliğinden yaşama doğru hem de yeni yaşamı veren Kurtarıcı Rabbe doğru döndürmek üzere; onları gerçekle yüzleştirmektir. Onlara ve uyum tutmayan kibirlilere masumiyeti ve alçakgönüllülüğü bu Yüce Bayramın hediyesi olarak vermektedir. Hakikat şu ki: bu amaç için tümünü öğretti ve onlarda düşürücü iblisin tuzağına yuvarlanmamak için kavrama kabiliyetini yetkinleştirdi. Hıristiyan Toplumumuzun gereksinimini duyduğu: ‘Sevginiz ikiyüzlü olmasın. Kötülükten tiksinin, iyiliğe bağlanın. Birbirinize kardeşlik sevgisiyle bağlı olun. Birbirinize saygı göstermekte âdete yarışın’ yönündeki gayenin ana temalarıdır (Romalılar 9-10). Sevgiyi ve saygıyı nasıl edinebilirsin? Eğer Tanrının önderliğini es geçmiyor ve sözündeki: ‘Beni her şeyden üstün tutacaksın dikkati sende varsa, bunun gibi komşunu da kendin gibi seveceksin’ uyarısı yüreğinde yazılı ise, eğer cefakâr insanlar için vicdanının sesini işitiyorsan, eğer doğruluktaki motivasyonunu yüksek tutabiliyorsan, eğer insanlığı Tanrıdan sonra ikinci derecede önemsiyorsan, eğer doğaya ve çevreye duyarlılıkla olumlu katkı sağlıyorsan, eğer emir ve kanunlara ihtiyaç duymadan uygulamalı farkındalığın varsa ve eğer nedamet duyguların varsa; o halde sayabiliyorsun ve sevebiliyorsun demektir. Çünkü İsa, bunları bilmemiz ve Göksel Hükümranlığının arayışı içimize sinmesi için doğdu. İsa’nın doğduğu gün, melekleri yeryüzüne Göksel Selamı ve Barışı müjdeledi. Nihayet, Meryem’in doğurduğu Oğul, Halkını günahın esaretinden kurtardı (Matta 1:21-22). İbrahim soyundan yeşeren Mesih İsa’ya dönük, iman hususunda serzenişle Pavlus, Galatyalılara şöyle hitap ediyor: ‘Ey akılsız Galatyalılar! Sizi kim büyüledi? …Sizden yalnız şunu öğrenmek istiyorum: Kutsal Ruhu, şeriatın gereklerini yaparak mı, yoksa duyduklarınıza iman ederek mi aldınız? Bu kadar akılsız mısınız? Ruhla başladıktan sonra şimdi insan çabasıyla mı bitirmeye çalışıyorsunuz? Boş yere mi bu kadar acı çektiniz? Gerçekten boşuna mıydı? Size Kutsal Ruhu veren ve aranızda mucizeler yaratan Tanrı, …duyduklarınıza iman ettiğiniz -için onları- yapıyor. …İbrahim Tanrıya iman etti, böylece aklanmış sayıldı. Öyleyse şunu bilin ki, İbrahim'in gerçek oğulları iman edenlerdir. Kutsal Kitap, Tanrının öteki ulusları imanlarına göre aklayacağını önceden görerek İbrahim'e: Bütün uluslar senin aracılığınla kutsanacak müjdesini, önceden verdi. Böylece iman edenler, iman etmiş olan İbrahim'le birlikte kutsanacaktır. …Tanrı katında hiç kimsenin şeriatla aklanmadığı açıktır. Çünkü İmanla aklanan yaşayacaktır. Öyleyse şeriat, imana dayalı değildir. …İbrahim'e sağlanan kutsama -işlemi- Mesih İsa aracılığıyla uluslara sağlansın ve bizlere vaat edilen Ruhu imanla alalım diye, Mesih bizim için -haksızlıkla- lanetlenerek bizi şeriatın lanetinden kurtardı. (Galatyalılar 3:2-14).

    Değerli kardeşlerim, dünya huzuru için doğan İsa’nın seçilmiş, özel ve Kutsal Doğum Bayramıyla, Hıristiyan âleminin Bayramını tebrik ederken, Başta Kadasetli Patriğimizin, Sinot üyelerinin, Sevgili Abraşiyemizin Çevre İllerdeki dağınık bireylerine, değişik mesajlarla kutlamalarını bizden esirgemeyen herkese, çelenk-çiçek gönderenlere ve sizin Bayramını kalbi sezilerimle kutluyorum. Bu vesileyle Rab, sizi, çocuklarınızı ve ailelerinizi Günün bereketiyle, 2020 Yeni Yılda şenlendirsin. Bu vesileyle huzur için niyaz ediyoruz. Herkese yeniden İyi Bayramlar, şen ve mutlu Yıllar diliyorum…

     Sevgi ve Saygılarımla…

     

    Abraşiye Metropoliti:

    Mor Ğriğoriyos Melki Ürek

    25 Aralık 2019

    Çarşamba Günü

     

    « Tümü

Copyright ® 2014 Adıyaman Süryani Kadim Metropolitliği

Bu sitede kullanılan yazılı ya da görsel dökümanlar izinsiz kullanılamaz.

+90 (416) 213 36 73

Tüm yenilik ve gelişmelerimizden e-posta adresinizi bizimle paylaşarak ilk siz haberdar olabilirsiniz.