MetropolitMesaji

  • Mesih İsa'nın Doğum Bayramı - 25 Aralık 2018

     İsa neden doğdu? 

    Bu konuşmada, sevgi ve saygıyı; İsa’nın Doğumu ışığı ve aydınlığı altında işleyeceğiz. Dünya, uzayda meçhul karanlığa doğru döndüğü ve seyir halindeyken: ‘Beytlehem yörelerinde, sürülerinin yanında nöbet tutarak geceyi kırlarda geçiren çobanlar bulunuyordu. Rabbin bir meleği onlara göründü, o anda da Rabbin görkemi çevrelerini aydınlattı. Büyük bir korkuya kapıldılar. Melek onlara, korkmayın, dedi. Size, bütün halkı çok sevindirecek bir haberi müjdeliyorum: Bugün size, Davut'un kentinde bir Kurtarıcı doğdu. Bu, Rab olan Mesih'tir. İşareti, kundağa sarılmış ve yemlikte yatan bir bebek bulacaksınız. Birdenbire meleğin yanında, göksel ordulardan oluşan büyük bir topluluk belirdi. Tanrı'yı överek, en yücelerde Tanrı yüceltilsin, yeryüzünde hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun, dediler’… Melekler yanlarından ayrılıp göğe çekildikten sonra çobanlar birbirlerine, haydi, Beytleheme gidelim, Rabbin bize bildirdiği bu olayı görelim dediler. Aceleyle gidip Meryem'le Yusuf'u ve yemlikte yatan bebeği buldular’ (Luka 2:8-20). Evrensel Hıristiyan kilisesi düzenine göre, bu yıl da her yıl anılan; manevi münasebetler ve Bayramlar dizisinin Günlerini yaşıyoruz. Bunlar, başlıca İsa’nın Doğumu, Yeni Yıl ve Onun Vaftiz Bayramıdır. Rab, bu kutlamaları; bizlerin gerçek sevginin ve birlikteliğin ahengini fiilen yaşamamız için verdi. Bu güzergâhta, Yüce Allah insanlara iman yolunu açsın, birbirinden uçurum kadar kopuk olanların arasındaki uyuşmazlığı kaldırarak sevgiyle pekiştirsin diye Kelam olan Oğlunu meyancı olarak bize gönderdi. Baba, Oğlunu bize gönderirken kendisi için korku ve saltanat marşı işareti; bando takımını ve merasim bölüğünü önünden göndermedi. Öyle ki aşamalı olarak bir insanın doğum, gelişim ve ölüm süreçlerinden geçtiği gibi; Onun da insan boyutlu tüm bu süreçlerden geçme gereğini yerine getirerek; o kadarki adi suç etkeni hariç, her şeyde de bize benzesin istedi. ‘Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlunu verdi. Ta ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Tanrı, Oğlunu dünyayı yargılamak için göndermedi, dünya O'nun aracılığıyla kurtulsun diye gönderdi. O'na iman eden yargılanmaz, iman etmeyen ise zaten yargılanmıştır. Çünkü Tanrı'nın biricik Oğlunun adına iman etmemiştir. Yargı da şudur: dünyaya ışık geldi, ama insanlar ışık yerine karanlığı seçtiler. Zira yaptıkları işler kötüydü. Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açığa çıkmasın diye ışığa yaklaşmaz. Ama gerçeği uygulayan kişi yaptıklarını, Tanrı'ya dayanarak yaptığını göstermek için ışığa gelir’ (Yuhanna 3:16-18). Bu Doğumuyla İsa, sadece sevgiyi pekiştirmek için doğmadı, O aynı zamanda canını evet bizatihi canını uğrumuza rehin koymak için doğdu: varsayınız ki ateşte yanan bir evlat, ebeveynleri onu kurtarmak düşüncesiyle büyük çaba sarf eder, elinden tutarlar. Fakat ellerine ateşin tutuştuğunu görünce, ya da ateş hafif ellerini yakınca; evlatlarını ölüme terk edip kaçarlar. Öylece insan evladını bile kurtaramazken, İsa fidye bedeli olarak bu günkü Doğumunu günahkârlar için gerçekleştirdi. İncil’in sözü: ‘İnsanın dostları uğruna canını vermesinden daha üstün sevgi yoktur’ (Yuhanna 15:13). Beytlehemde İsa’nın uğruna canını koyan, iki bin küsur körpecik çocuklar savunmasız ve çaresizlikten kaynaklanıyordu, onlar ilk şehitlerdi: (Matta 2:16). İsa’nın fedakârlığından bahsediyorum, bir de Tanrı olarak O; ‘sevgiyi’ sorguladığını açıklıyorum. Kendi kendimize soralım: bu fedakârlık ve bu ilahi sevginin sunumu karşısında, biz onun neresindeyiz diye hiç düşündük mü? Kutsal Metin diyor ki: ‘Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır, insanlar kendilerini seven, para düşkünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne babaya karşı sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın, iyilik düşmanı olacaklar. Hain, aceleci, kendini beğenmiş, Tanrı'dan çok eğlenceyi seven, Tanrı yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkâr edenler olacaklar. Böylelerinden uzak dur. Bunlar, evlerin içine sokulup günahla yüklü, çeşitli arzularla sürüklenen, her zaman öğrenen, ama gerçeğin bilgisine bir türlü erişemeyenlerdir. Zayıf iradeli kadınları adeta tutsak eden adamlar var.  Yannis'le Yambris -denen kişiler- nasıl Musa'ya karşı geldilerse, bunlar da gerçeğe karşı gelirler. Düşünceleri yozlaşmış, iman konusunda reddedilmiş insanlardır. Ama daha ileri gidemeyecekler. Çünkü Yannis ve Yambris örneğindeki gibi, bunların da akılsızlığını herkes açıkça görecektir’ -önerilen modeldeki kişi için şöyle deniliyor: ‘Tanrı adamı, her iyi iş için donatılmış olarak yetkin olur’ (II. Timoteos 3:1-17). Değerli kardeşlerim, farkında olduğunuz gibi, dünya üzerindeki insan nüfusu oldukça büyüdü. Büyüyen nüfusa bakılırsa, maksatlı büyüyen bir sevgiden bahsedilebilir. Bu nüfus içerisinde ve bu ortamda duruşumuzu nasıl bulmalıyız, bu nüfus yoğunluğu içinde ne şekil yetkin olabiliriz? İlk insanlık çağında tarih, sadece dört kişiden bahseder. Biri anne, biri baba, biri ağabey diğeri de kardeş. Ağabey, büyük balık misalindeki gibi küçüğünü yuttu, keza sevginin temeli buradan başlayarak sarsılmış oldu. Algıda, Habil gerçeğe yönelmiş ve pozitif sevgi beslerken, ağabeyi ise içe dönük kişisel bağlamda bencildir ve tahripçi pozisyondadır. Nicelik olarak, kökümüzün ilk çekirdek ailesine bakılırsa, günümüzde dünyada çok daha fazla insan barınıyor ve daha az insanlar da böylece beylik taslayanlar tarafından yutuluyor, başka bir değişle öldürülüyor. İnsan soyu çoğaldı dedik, buna bakılırsa, sevginin de büyüdüğünü fısıldadık, tabi ki maksatlı büyüme. Çünkü insanlar gittikçe ego tarzda merkezci sevgiyle gün geçtikçe dünyaya ve onun fizyolojik yapısına yapışarak yaşamaya ve çoğalmaya devam etmektedir. İsa, tarafsız biçimde herkes için doğduğunu ve herkesi kurtaracak kapasitede olduğunu ifade ettik. Aynı ifadeyi, Büyük İskender ya da Firavun veya Emsalları için sarf edebilir miyiz? Siyasi idareciler iki şey için seçilir, bu yönetim sahiplerinin pozitif işleri yürütenlerini: yaşamı kolaylaştırmak maksadıyla seçilir; ikinci kategoridekiler, maksatlı, hırslı ve negatif olayları canlı tutmak için başa gelirler. Bunlar: savaş, kıyım, karışıklık, işgaller ve talancılık içindir, elbette istisnai durumları; bu savun dışında tutmak lazım. Başa gelen tüm yöneticiler, ister insancıl kesilsin ister gaddar olsun, atanması Rab tarafından müsamaha edilmiştir. Bu karmaşayı, rehberimiz Kutsal Kitap bize çözümler: ‘Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey -tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar- O'nda yaratıldı’ (Koloseliler 1:16). Söz konusu görüş, akla şu soruyu mu getiriyor: madem yöneticinin iyisi ve kötüsü Allah’tan gelir, o halde mukadder midir? İyisi de kötüsü de Allah’tan mıdır? Hayır asla! Seçimi mukadder olmamakla birlikte, şapkacıya iradesiyle gidenin kafa numarasına göre tepesine bir şapka oturtulur. Yaşam, insan doğarken başlar, ölürken de yine yaşam onunla son noktayı koyar; buna göre sevgisi de fanidir insanın; çünkü başlangıcı ve sonu olanın istikrar bir yapısı olmaz. Bu yöndeki İsa’nın yönergesi şöyledir: ’Size esenlik bırakıyorum, size kendi esenliğimi veriyorum. Ben size -bu günü var olan fakat yarını yok olacak olan- dünyanın -fani sevgisine benzer bir sevgiyi- vermiyorum’ (Yuhanna 14:27). Sevgili kardeşim, bu metnin başında en yukarıda: ‘yeryüzünde hoşnut kaldığı insanlara esenlik olsun’, diye bir ibare kullandım. Bu ibareyle, ister biz din adamları, ister sivil dünyası için, yol Allah’ı hoşnut etmekten geçer, bunu sağlamadıkça; ne sevginin derinliği, ne saygının önemi ne de kurtuluşun zorunluluğunu anlarız. ‘Bugün size Tanrınız Rabbi sevmeyi, yollarında yürümeyi, buyruklarına, kurallarına, ilkelerine uymayı buyuruyorum. Öyle ki, yaşayasınız, çoğalasınız ve mülk edinmek için gideceğiniz ülkede Tanrınız Rab tarafından kutsanasınız’ (Yasanın Tekrarı 30:16). O gökteydi Ona inanamıyorduk, aramıza teşrif etti Onu sorguladık, bize göksel konforu müjdeledi hor gördük; kaldı ki insan Allah’ın ilkelerini hayata geçirsin! Bu vahim ahval, belli ki inat, dargınlık, dahası gereksiz küskünlüklerin etkisi, insanın etkin yapısını felç ediyor: ‘O'nun sesini işitip başkaldıran kimlerdi? Musa önderliğinde Mısır'dan çıkanların hepsi değil mi? Tanrı, kimlere kırk yıl dargın kaldı? Günah işleyip cesetleri çöle serilenlere değil mi?  Huzur diyarına kimlerin girmeyeceklerine ilişkin ant içtiği kişiler söz dinlemeyenler değildi de kimdi? Görüyoruz ki, imansızlıklarından ötürü oraya giremediler’ (İbraniler 3:16). Sizlere, lokumdan, baldan, lüks yiyeceklerden ve yumuşak yataklardan bahsedilebilir; acaba bunların hiç biri mutlu yaşamamız için birer çözüm müdür? Hulasa olarak, barışık olmak; bir nebze içimize sağlam ve gerçek huzuru tesis eder!

    Evet, sevgili dostum, bunun içindir ki, yaşadığımız bu günlerde; gittikçe sevgi ve saygının peyda pey soğuduğunun farkında mısın? ’Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak’, (Matta 24:12) diyen Kutsal Yazılar, boşuna mıdır? Sen bunu hissediyor musun? Yoksa denilenleri garip mi buluyorsun? Bence tam da bu vakitte sevgi ve saygıya ve de beraber çalışmaya acil ihtiyaç var! İyi Bayramlar ve neşeli 365 günlük 2019 Yeni Yıldaki huzurun geleceğe taşınarak özelde Abraşiyemize, genelde Hıristiyan Toplumlarına ve hepten insanlığın tümüne yayılması ve aktarılması ihtiyatla dileğimizdir, âmin…

     

    Ğriğoriyos Melki ÜREK

    Metropolit

    25.12.2018

     

    « Tümü

Copyright ® 2014 Adıyaman Süryani Kadim Metropolitliği

Bu sitede kullanılan yazılı ya da görsel dökümanlar izinsiz kullanılamaz.

+90 (416) 213 36 73

Tüm yenilik ve gelişmelerimizden e-posta adresinizi bizimle paylaşarak ilk siz haberdar olabilirsiniz.