PatrikMesaji

  • Kadasetli Patriğimizin Oruç Manşuru

     

    Rabbin duasıyla bezenmiş Elçisel bereketleri, ruhani kardeşlerimize sunarken, başta saygıdeğer Hindistan Mafiryanımız Mor Baseliyos I. Tuma, değerli metropolitler, saygın Patrik Vekilleri, kürepiskoposlar, rahipler, keşişler, inayetli diyakozlar, rahibeler ve faziletli kız koroları. Dünyanın dört bir tarafında bulunan Süryani Ortodoks Toplumu, bizi özenen Tanrının kayrasıyla; Bakire Meryem’in ve havarilerin ilki ve başı olan Elçi Petrus, tüm aziz ve şehitlerin dualarıyla korunmanız için dua ediyoruz. Âmin.

    ''Bize Sövenlere İyilik Diliyoruz, Zulüm Edilince Sabrediyoruz.''(I Korintoslular 4:12)

    Her hususta hatırınızı ve sağlığınızı soruyor ve diyoruz:
    Ortodoks kutlu Süryani Kilisemiz, bu yılı Halkımızın yüz yıllar boyu katledilişinin yılını anıyor, bu acı olayın canlı bir şekilde her nerede olursa olsun yaşayan her Süryani’nin beynine tarihin kara notu olarak kazınmıştır. Milli şuurumuzdan ve inancımızın çehresinden asla silinmeyecek şekilde etki mührünü basmıştır. İnsanlık utancı olarak da tarihe geçmiştir. Bu katliam vakaları, insan soyunun karşısına karanlık sayfalar olarak çıkacaktır, Hıristiyanlığın başlangıcından beri birbirini kovalayan sürgün ve talanlar bunların devamıdır. Her asırda ve her yerde Mesih’i seven Hıristiyanlara karşı güçlenen sürgün dalgalarıyla binlerce Hıristiyan düşüncesinden olanları katledilip şehit edilmiştir.
    Elçilerin İşleri Kitabında, Kudüs’te Kutsal Elçilerin üzerine Kutsal Ruhun inişinden hemen sonra Elçiler, dünyanın dört bir tarafına Mesih’in diri sözünü yaymak için çıktılar. Kutsal İncil’in Müjdesini her yere taşıdılar. Öyle ki gerçek Allah'a, alay konusu olan putlara tercihen, nasıl hizmet edilmesi gerektiğini öğrettiler. Bu nedenle Hıristiyanlar öldürülme hedefi olmuşlardır. Putlara tapanlar, Hıristiyanları bir yerden bir yere kurban edercesine öldürüp kovaladılar. Yırtıcı hayvanlara yem olarak attılar. Öyle ki vücutları öldürücü dişli hayvanlar tarafından tahriş ettirilerek parçalara ayırdılar. Sayıları tek tük kalana dek imha edildiler. Şehit olanların ise kemikleri İnanlılar Topluluğuna bereket hazinesi olarak kaldı.
    Bütün bu ağır sürgün ve şiddete rağmen Hıristiyanlar doğru inançta kalma azmini yitirmemişler. O kadar ki, Mesih’i inkâr etmemişler. Şehitlerin ilki Mor Stefanos bunlara emsal teşkil ederek şöyle söyledi: 'Göğün açıldığını ve İnsan Oğlu’nun Allah’ın sağında oturduğunu görüyorum.' (Elçilerin İşleri 7: 56) Şehit atalarımız, Pavlus’la şunu tekrarlıyor: 'Mesih'in sevgisinden bizi kim ayırabilir? Sıkıntı mı, elem mi, zulüm mü, açlık mı, çıplaklık mı, tehlike mi, kılıç mı?' (Romalılar 8:35) Bu şekilde tüm şiddetlere, sıkıntılara ve dayatmalara cesurca ve anlatılamayan sabırla göğüs gerdiler. Bunların kuşandığı manevi silah, yaşam umuduyla; ölümü, zorluğu, şiddeti ve tüm darbeleri yenmektir. Ölüm onları Mesih’in sevgisinden ayıramazdı, ya da onlara verilen kurtuluşu ellerinden kapamazdı.
    Bu musibet olaylarla Mesih’teki imanlılar sayısı azalacağı yerde, bu sayıda daha da yükselme oldu. Kilise bu şekilde tesis edildi. Güçlendi ve büyüdü. Şehit olma gerçeği ve sürgünler, kilisenin alameti olup, amaçta sonsuza dek ceht eden diri kilise olarak kalacaktır. Süryani Kilisesi’nin müfredatında, dua ezgilerimizin içeriğinde: 'Katledilişinizle ey mübarek şehitler, Kutsal Kilise tesis edildi; içindeki mevcut şehitlik varlığınızla her gün coşkuyla seviniyor.' Diye seslendiriyoruz.
    Sürgünler dinmemiş, şehit düşürme pozisyonlarının yüz yılın dönümü son bulmamış. Aynı zamanda sözde Allah’ın adıyla, din ve mezhep ayrımıyla katliamlar sürüyor. Bu katliamlara razı olan bu Allah kimdir? İnsanların cinayetinde dökülen kanlara doymayan bu hangi Allah’tır? Özellikle felsefe farkı ve tek Allah’a yönelen hizmet niteliğine göre mi yapılıyor bu cinayetler? Acaba, din adıyla cinayet işleyenler, kendi diyanetlerine ne denli zarar verdiklerinin farkındalar mı? Bununla dinlerine yönelik çizdikleri kötü manzaranın bilincindeler mi? Şiddet emsali olarak Allah’larını kana susayan bir Allah gibi öne çıkartmaları, bununla sanki insanların kurban edilişine muhtaç olduğunu gösteriyorlar. Şöyle baktığımız zaman, Rabbimiz Mesih İsa, Kutsal Kitap’ta bize şunu öğretiyor: 'Gidin, Benim kurban değil, merhamet istediğimi diyen sözümün ne anlama geldiğini öğrenin.' (Matta 9: 13) bu durumda insanlar arasında, merhametin yerini kin ve nefret aldığını gösteriyor. Anlaşılan şu ki, insan beynini körelterek, bununla kardeşinin yüzünde Tanrı’nın suratını asla göremeyecektir. Zira insan dostça değil, düşmanca sergilenen davranışlarıyla bunu kanıtlıyor. O kadar ki, kardeşini ölüme teslim ediyor, bununla da Allah’a kurban takdim ettiğini düşünüyor. İnsan kardeşin kimdir?
    Sevgili kardeşlerim,
    Bu günkü felaket manzaraları, cinayetler, yozlaşan hayat şartları ve bozgunculuk eylemlerle insanlık nasıl da aşağılık basamağına kadar indiğini gösteriyor. Politik ve çirkef oyunlarla nasıl da kardeşini öldürüyor. Bundan dolayı değil midir ki Irak’ta, Suriye’de, Lübnan’da, Mısır’da ve Filistin’de yaşayan Hıristiyanlara sistematik kıyımlar yapıldığı? Bu sıkıntı ve şiddetlere tercihen atalarının vatanını ve memleketlerini terk etmek zorunda kalarak, bu seçeneği tercih ettiler. Bu onlar için sanki ölümle tehcir arasındaki seçimmiş gibiydi. Mesih’te olan imanlarını ve kiliselerini yitirmemek için umutsuzluğa ve ihmal ruhuna kapılmamaları gerekiyordu. Kurtuluş Müjdesini Allah’ımız Mesih’te vaaz ederken, hedefimizde imanınızın işaretiyle Doğudaki mirasınızı ki, atalardan bize geldiği gibi korumaktır. Doğu, Hıristiyanlığın doğuş yeridir, yüreklerimizde bu imanın yeşerdiğini biliyoruz. Bu iman fidesi asırlar boyu şehitlerimizin temiz kanıyla sulandı. İçimizde Tanrı’ya güven duygusunu sağlamlaştırdı. Ki bununla Mesih’e kendimizi teslim edebiliyoruz. Şimdi ise artık sıkıntılar, sürgünler ve şiddet etkisi bizi caydıramaz.
    Mesih’te sevilen kardeşlerimiz, Kutsal Büyük Orucumuzu dua ve ibadetle süslememiz gerekiyor. Rab Allah’a yakarışlarımızla diliyoruz ki, günaha bürünmüş, ağırlaşmış ve sendeleyen bu dünyada şehitlik belgemizi kabul etsin. Kutsal Adının, önüne sergilediğimiz yalnız sözle değil, Mesihsel eylemlerimizle yücelmesini, takdis olmasını ve övülmesini diliyoruz. Belki bununla bir nebze isteğini rahatlatabiliriz. Eğer ki bu ıstırap kâsesi, Kendisi tarafından bize uygun görülmüşse, onu metanet, sabır ve sevinçle kabul edelim. Nedeni şu ki, sonda Rab, bizim için onuru ve galibiyeti koruyacaktır.
    Bu fırsatla Batı ülkelerinde bulunan insanlarımız ve ruhaniler; doğuda bulunan kardeşleriniz için dua edin, olur ki bu topraklarda atalarınızın yaşadıkları kıyım ve katliam anlamındaki dönem etkisiyle yaşanan uzaklaşmalar ihmal neticesi size sirayet etmesin. Ama bu dehşet nedeniyle, kilise sevgisi ve Rab uğruna şehit düşme bilincine ve doğru öğretiye sahip çıkılmasına gayretle sizi teşvik ediyor ve bu uğurda halen zulüm gören kardeşlerinizi Mesih’te unutmamanızı özenle size hatırlatıyoruz. Çadırlarda, açıkta ve zor koşullarda kıvranan kardeşleriniz için yardım eli uzatılması ve onlar için dua edilmesini uygun görüyoruz. Olduğunuz ve bulunduğunuz her yerde Rab, dua ve oruçlarınızı ibadet ve dayanışma katkılarınızı kabul etsin onu size kat be kat ödesin. Size hayırlı oruçlar dilerken, Rabbimizin inayetiyle sizin, huzurlu ve Kutsal Diriliş Bayramını kutlama fırsatını vermesi için Ona niyaz ediyoruz. Rabbin inayeti sizinle birlikte olsun, 'Abun d’Başmayo…' (Ey göklerde olan Babamız…)
     
    Not. Bu mektup üst sol kenar Patriklik Mührüyle üç sayfa olarak mühürlenmiştir.
     
     
     
    Bu mektup
    Suriye Başkenti Şam’da Patriklik Makamımızda
    02 Şubat 2015 Mesih’in Mabede Giriş Bayramı ve
    İhtiyar Simon’un anısı gününde, Patrikliğimizin de
    birinci yılında yazıldı

    « Tümü

Copyright ® 2014 Adıyaman Süryani Kadim Metropolitliği

Bu sitede kullanılan yazılı ya da görsel dökümanlar izinsiz kullanılamaz.

+90 (416) 213 36 73

Tüm yenilik ve gelişmelerimizden e-posta adresinizi bizimle paylaşarak ilk siz haberdar olabilirsiniz.